Güvenlik Kültüründe Sosyal Diyaloğun Önemi

19.07.2019

Karşılaşılan bir sorunun sosyal diyalog ile çözülmesi yaklaşımı, çağdaş dünyada iş hukukunun ilgi alanına girmekte ve bu durum uzlaşmacı çerçevede taraflarla diyalog kurularak çözümlerin üretilmesini sağlamaktadır. Özellikle Avrupa Birliği’nin sosyal diyalog mekanizmasına önem verdiği ve son dönemlerde sektörel sosyal diyalog kavramına yoğunlaştığı bilinmektedir. 30 Haziran 2012 tarihli 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bu alanda önemli düzenlemeler yapılmış ve sosyal diyalog mekanizması olarak Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nin hayata geçmesi sağlanmıştır.

 

Bugün, kurumsal düzeyde güvenlik kültürünün sağlanması için sosyal diyalog mekanizmasının kullanılması giderek yaygınlaşmaktadır. Çalışanların kendilerini ilgilendiren konularda, fikir sunabilen ve hatta karar verici konumda olmaları son derece doğal bir istek olarak görülmektedir. Bu yolla gündeme gelen konular ve çözüm yollarının daha basit ve net çözümleri içerdiği de gözlemlenmektedir.

 

 

Sürdürülen bu yaklaşım sayesinde iş sağlığı ve güvenliği kurullarının etkinliğinin artması sadece çalışanların katılımını arttırmakla kalmayıp, ayrıca firmaya değer kattıklarının da bilincine varmalarını sağlamaktadır.

 

Sonuçta, günümüzde kuruluşların fark yaratmasını sağlayan sadece ürettikleri mal ya da sundukları hizmetin kalitesi değil, topluma kazandırdıkları değerlerdir. Önleyici bir iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımının, sosyal diyalog mekanizması ile yaşayan bir güvenlik kültüründen başladığı bilinmektedir.

 

Bu alanda görev alan profesyoneller olarak bizlerin temel amacı, bu yapının bir parçası olan, bu bakış açısını hayatlarına uyarlayabilen, uzlaşmacı ve çözüm odaklı çalışanlarımızla topluma değer katmak; bu yaratılan değerin sürekliliğinin esas olması için gelişimi sağlamaktır.

 

 

Melek Yasemin Bahar

ISG ve Çevre Uzmanı